Afganistan’da ABD Askerlerini Geri Çekiyor: TC Emperyalizme Uşaklığını Boyutlandırıyor

Son yıllarda birçok kez Afganistan’dan ABD askerlerinin çekileceğine dair açıklamalar kamuoyuna deklare edildi. Ancak bu girişimler bölgede Taliban ile görüşmelerin sonuçsuz kalması ve diğer emperyalist ülkelere yönelik gözetilen pazar çıkarları dolayısıyla gerçekleşmemişti. 2021 yılı başında Türkiye’nin ev sahipliğinde Taliban ile ABD arasında tekrar bir görüşme yapılması kararlaştırılmış ancak Taliban’ın anlaşmalara ve görüşmelere ön koşul olarak ABD askerlerinin çekilmesini şart koşması üzerine gerçekleştirilememişti. Bu durum halihazırda askerlerini geri çekme planını masada tutan, iç ve dış kamuoyunda artan bir rahatsızlığa sebep olmaya başlayan Afganistan’daki askeri varlığını sonlandırması için ABD’ye bir fırsat olmuştur. 2021 Mayıs itibari ile de ABD askerleri Afganistan’dan çekilmeye başlamıştır.

ABD AFGANİSTAN’DAN ÇEKİLMİYOR, GÖLGESİ KALMAYA DEVAM EDİYOR

Elbette ABD askerlerinin Afganistan’dan çekiliyor oluşları, ABD’nin Afganistan’daki varlığını sonlandırdığı anlamına gelmemektedir. Bölgede kendi uşak hükümetini oluşturmuş, Taliban gibi diğer yapılarla da anlaşarak çıkarlarını garanti altına almıştır. Ve bu dengeyi gözetmesi için Türkiye gibi ABD emperyalizmine bağımlı ve uşak pozisyonunda olan devletleri vekil olarak tayin etmektedir. Türkiye’nin de ABD ile ilişkilerinde sınırları zorladığı başka alanlarda esneklik kazanabilmek adına sıcak çatışma alanlarında askeri varlığı ile ABD’nin emperyalist çıkarlarının koruyucusu olarak sahada yer aldığı görülmektedir. Libya ve Suriye’de bu minvalde pozisyon tutan TC, Afganistan’da da aynı pozisyonu sağlamak adına adımlar atmaktadır. Gerçekleştirilen son NATO toplantısında bir araya gelen Biden ve Erdoğan, Afganistan’da Kabil havaalanının denetiminin ve güvenliğinin TC tarafından sağlanmasına dair fikir birliğine varmış ve bu anlaşmanın çerçevesinin genişleyebileceğine dair de sinyaller verilmiştir. Başından beri Afganistan’da yer alan işgalci NATO güçleri arasında yer alan TC bu vesile ile Afganistan’da varlığını kendisi açısından daha zorlu ve her an kendini sıcak bir çatışma içerisinde bulabilecek biçimde süreklileştirmektedir. Türkiye’de planlanan görüşmelerin gerçekleşmemesi üzerine daha sonra Doha’da görüşmeler gerçekleşmiş ancak bu görüşmelerden de herhangi bir sonuç çıkmadığı kamuoyuna taraflarca deklare edilmiştir. ABD’nin Afganistan’dan askerlerini çekmeye başlamasının hemen ardından Taliban ile ABD destekli hükümet arasında çatışmalar başlamış ve ülkenin ciddi bir kısmında Taliban’ın ilerleyişi söz konusu olmuştur. Görüşmelerin mahiyetine dair açıklama yapan Taliban sözcüsü ise henüz bir ateşkes durumunun söz konusu olmadığını ancak görüşmelerin devamı konusunda tarafların hemfikir olduğunu açıkladı.

EMPERYALİZME UŞAK DEVLETLERİN ROLÜ: EMPERYALİZMİNİN ÇIKARLARININ POLİSLİĞİNİ YAPMAK

ABD’nin askeri olarak çekilmesi, uşaklarına da aynı zamanda bir sinyal olarak yansımıştır. ABD’nin çıkarlarının bölgedeki “polisliğine” soyunan TC de çeşitli rollere talepte bulunmuş, nihayetinde ABD kesin kararını henüz vermese de Kabil havaalanı güvenliğinin sağlanması noktasında TC’ye lütuf gösterdi. İç ve dış politikada yaşanan çıkmazı saldırgan hatta demirleyerek aşmaya çalışan TC, uluslararası alanda emperyalistlerin lütfunu kazanmak için olmadık adımlar atmaktan geri kalmamaktadır. Bu sıkışık durum TC’yi emperyalistlere daha da bağımlı hale getirmekte, emperyalistlerin çıkarları uğruna tüm sıcak çatışma hatlarında “vekâleten” yer almaya mecbur kalmaktadır. Biden-Erdoğan görüşmesinin ardından TC askerlerinin Kabil havaalanı güvenliğini sağlayacağı duyurusunun ardından Taliban sözcüsü tarafından da açıklama yapıldı. TC’ye askerlerini geri çekme çağrısı yapılırken aksi durumda TC askerlerine yöneleceklerini vurguladılar. Eskiden bu yana bir biçimde Taliban ile ilişkilerini sürdüren TC’nin, bu açıklamalar karşısında henüz dişe dokunur bir karşı açıklaması olmadı. Buradan görülmektedir ki bir yandan Afganistan’da emperyalist efendilerinin çıkarlarını savunurken diğer yandan da Taliban ile ilişkilerini derinleştirmenin yollarını aramaktadır.

ABD’nin görüşme masasına oturması ve Afganistan’dan askerlerini çekme adımı Taliban’a görece uluslararası meşruluk kazandırmıştır. Bununla birlikte henüz detaylandırılmış bir anlaşma söz konusu olmamış, karşılıklı olarak etkili bir ateşkes sürecine dahi varılamamıştır. ABD askerlerinin %95’ini geri çektiğini açıklamış, kalan askerlerin ise büyükelçilik ve Kabil uluslararası havaalanının güvenliğini sağlamak dışında bir misyonunun olmayacağını belirtmiştir. Taliban ise mayıs ayından itibaren gerçekleştirdiği operasyonlarla ülkenin büyük bir kısmında denetim sağlamış ve ilerleyişini sürdürmektedir. Bu ilerleyiş karşısında ABD destekçisi olduğu hükümetin yardım çağrıları üzerine temmuz ayı sonlarında ABD tarafından Taliban’a yönelik hava saldırıları gerçekleştirilmiştir.

TC’NİN SALDIRGAN POLİTİK HATTI: BATAKLIĞA BALIKLAMA ATLAMAK

Bu atmosfer içerisinde TC her ne kadar geri adım atmak istemese de sürecin sertleşmesi ve anlaşma yollarının bulanıklaşması sebebi ile sessiz kalmakta, ilk etaptaki iddialı çıkışlarını devam ettirmemektedir. Bağımlı bir ülke olarak bir biçimde emperyalistlerin çizdiği rotada ilerlemek zorunda kalmakla birlikte; çoğu zaman pastadan pay kapmak bir kenara, bataklık içinde çırpınmak TC gibi ülkeler açısından “kader” olmaktadır. Bu noktada politik ve askeri saldırganlık hattının tersine atılacak bir geri adım, kurulan politik çizginin sallanmasında etkileyici bir faktör olacaktır. Nitekim bu saldırgan politik ve askeri tutum, mevcut TC iktidarının ve bir bütün devletin içerisinde bulunduğu ekonomik ve politik krizlerin hacmi ile ilintilidir. Çoğu durumda emperyalistler, uşak devletlerin “bağımlı” yapısından ötürü sürekli olarak içinde bulundukları politik ve ekonomik kriz halini beslemekte, derinleşen kriz koşularında bu ülkelerin bağımlı yapılarını pekiştirmekte ve rahatlıkla ileri karakol olarak kullanabilmektedir. Bugün Afganistan, Libya, Suriye gibi alanlarda TC’nin askeri olarak var oluşu esasta “güç ve etkisinden” değil tam tersine emperyalizmin hevesli bir uşağı ve emperyalizmin karşısındaki acizliğinden ileri gelmektedir.

Afganistan’da sürecin ne biçimde ilerleyeceği, süren müzakerelerin devam eden savaşı ateşkese evirip evirmeyeceği henüz net değildir. Ancak sıcak çatışmaların sürmesine rağmen tüm tarafların müzakerelerin devamında ısrar ediyor oluşları, müzakere masasının bir süre daha devrilmeyeceğini göstermektedir. Askerlerinin büyük bir kısmını geri çeken ABD’nin bir biçimde kendisine bağımlı bir yerel hükümet ve bölgedeki uşakları aracılığı ile bu alanı kontrol etmek için çabalamaya devam ettiği gün gibi ortadadır. Bununla birlikte Taliban ile yürütülen müzakerelerde kendi çıkarlarını garanti altına aldığı oranda 20 yıllık savaş halini bitirmek istemektedir. Bunu tam anlamı ile başaramasa dahi TC gibi uşak devletleri bu savaşın daha kapsamlı bir parçası haline getirmek ve bu ülkelerin ABD’nin emperyalist çıkarlarını “vekaleten” savunmasına olanak tanıyacaktır.

  • Bu yazı 28 Temmuz 2021 tarihli Yeni Demokrasi’nin 91. sayısında yayımlanmıştır.