Hevsel Bahçeleri yok olma tehlikesi altında

HABER MERKEZİ- Binlerce yıldır tarımın yapıldığı Amed’in Hevsel Bahçeleri yok olma tehlikesi altında. Ağaçlar kesilip yeni yollar yapılıyor. Küçük bahçeler birleştirilerek sebze ve meyve ekimi sonlandırılıp yüzlerce dönüm arazilerde hayvan yemi için silaj, mısır ekimi yapılıyor.

Hevsel’in Dicle Nehri kıyısında bulunan arazilerinde ticari mekânlar yapılarak büyük bir rant alanı oluşturuluyor. Arıtım yapılmadan Dicle Nehri’ne bırakılan atık sular nedeniyle, Hevsel’in bitki örtüsü zarar görürken, sık sık balık ölümleri meydana geliyor. Hevsel’in yok olmaması için ve acilen alınması gereken önlemler için bir rapor hazırlayan STK’lar, bunu UNESCO’ya gönderdi.

Ekoloji Derneği Sözcüsü Zeki Kanay Hevsel Bahçeleri’ndeki son durumu Yeni Özgür Politika’dan Mustafa Doğan’a anlattı.

SÖZLEŞMELERE UYULMUYOR

Binlerce yıldır tarımın yapıldığı Hevsel Bahçeleri, Diyarbakır Koruma Bölge Kurulunun 29 Eylül 1988 tarih ve 38 sayılı kararı ile “Kentsel SİT” olarak tanınarak koruma altına alındı. 4 Temmuz 2015 tarihinde de UNESCO Dünya Mirası listesine “Kültürel Peyzaj” alanı olarak dâhil edildi. Ancak Hevsel Bahçeleri, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, ulusal ve uluslararası sözleşmelere rağmen, doğal ve kültürel miras alanlarında onarılamaz tahribat riskiyle karşı karşıya.

KAYYUM ELİYLE YOK EDİLİYOR

Dünyada bahçe kültürünü sürdürüldüğü nadir bir hafıza mekânı olan bahçeler, Amed’e kayyumların atanmasından sonra tahrip edilmeye ve ranta açılmaya başlandı. Kayyumlar, kentliden, kent tarihinden ve kültüründen bağımsız, kanunları hiçe sayarak, Hevsel Bahçelerinde yıkıma yönelik girişimlerini sürdürüyor. Mimarlar Odası, Ekoloji Derneği, Ziraat Mühendisleri Odası, Baro Çevre Komisyonu ve Diyarbakır Kültür Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği ortaklaşa bir rapor hazırlayarak Hevsel’de yaşananlara dikkat çekerek, bahçelerin yok olmaması için acilen alınması gereken önlemleri duyurdu.

‘EKOLOJİK DENGE BİRÇOK İNSANİ FAALİYET SONUCU BOZULMAKTA’

Ekoloji Derneği Sözcüsü Zeki Kanay, Hevsel bahçesi ve çevresinde 607 flora ve 635 fauna bileşeni barındıran zengin bir yaşam döngüsüne sahip olmasına rağmen, bu yaşam alanlarının tehdit altında olduğu gerçeği ile karşı karşıya olduklarını söyledi. Kanay, Dicle Vadisi ve Hevsel bahçelerinin, çok sayıda kuş türü, endemik Fırat Kaplumbağası ve Dicle Güzeli kelebeğinin yanı sıra tilki, su samuru, sincap, çok sayıda böcek ve sürüngen için uygun kalıcı ve geçici bir habitat sağladığını ve bölgede 189 kuş türünün tespit edildiğini vurguladı.

Hevsel Bahçelerinin de içinde yer aldığı Dicle Vadisi’nin, nehir kıyısı yaşam alanlarının tüm çeşitlerini barındıran önemli bir doğa alanı olduğunu kaydeden Kanay şunları söyledi: “Söğüt ve dut toplulukları, böğürtlen, meyan, kamış ve ılgın benzeri bitkilerin oluşturduğu sık çalılıklar, sazlıklar, bataklıklar, çayır ve kumullar, nehir ekosisteminin vazgeçilmez habitatları olup, birçok canlı türüne ev sahipliği yapmakta. Birçok nadir ve endemik bitki türleri mevcut. Sadece belirli türler değil, yaşam alanları tehdit altında. Dicle Vadisi’nin ekolojik dengesi, organik, katı ve kimyasal atıklarla kirletilmekte, tarımsal faaliyetler, vahşi sulama, yapılaşma, dolgu ile kıyı tahribatı, sosyal etkinlikler, kum ocakları ve kuralsız avcılık gibi birçok insani faaliyet sonucu bozulmakta.”

DİCLE NEHRİ ‘DERE’ OLDU, RANTA AÇILDI

Resmi Gazete’de 2013 yılında yayınlanan bir kararname ile Dicle Nehri’nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, kaynağından Bismil ilçesine kadarki 63 km’lik kısmının nehir statüsünden çıkarılarak, “dere” statüsüne düşürüldüğünü belirten Zeki Kanay ardından yaşananları şöyle aktardı: “Dicle Nehri, dere statüsüne indirilince, kıyı koruma bandı da devre dışı kalmış oldu. Bu da ruhsatsız kum ocaklarının nehir kenarına kadar kurulmasına yol açtı. Özellikle Dicle Nehri’nde şu anda ciddi anlamda bir kum çıkarma söz konusu. Daha sonra On Gözlü Köprü civarı da yapılaşmaya açıldı ve nehir kıyı şeridi lokanta ile çay bahçeleri tarafından işgal edildi. Nehrin Silvan Köprüsü ile On Gözlü Köprü arasında bulunan Hevsel’de 4 km’lik bir kanal yapılarak alan tahrip edildi. Nehrin iki kenarına beton ve taş istinat duvarları yapılınca, canlıların habitatları olan kumul ve sazlıklar yok edildi.”

NEHİR KIYISINDA KUM OCAKLARI

Dicle Nehri kıyısındaki kumulların Dicle ve Fırat nehir sistemine özgü olan Fırat Kaplumbağası için yumurtlama ve yavruların korundukları yegâne habitatlar olduğunu ve kum ocaklarının koruma altındaki Fırat Kaplumbağası üzerinde en önemli tehditlerinden birini teşkil ettiğini vurgulayan Kanay şöyle devam etti: “İş makinalarıyla nehrin tabanının kazılarak kum çekilmesi, nehir yatağında yapının bozulmasına, su kirliliğine ve su canlılarının yaşam kalitesinin bozulmasına neden oluyor. Dicle boyunda çok sayıda ruhsatlı veya ruhsatsız kum ocağı var. Bu kum ocakları, uzun yıllardan beri nehir kıyı ekosistemi üzerinde büyük hasar oluşturuyor. Normal şartlarda bu işletmeler belirli bir süre için işletilip kapatıldıktan sonra alanda restorasyon çalışmaları yapılması gerekirken, Dicle boyundaki kum ocaklarının açtığı alanlar olduğu gibi bırakılıyor.”

TARIM YAPAN AİLELER UZAKLAŞTIRILDI

Fiskaya bölgesi için planlanan kentsel dönüşümün, yerleşik halkı yerinden ederek Hevsel’de sürdürülen geleneksel tarımı bitirme tehlikesi taşıdığını kaydeden Kanay, “Tarihsel gelişim sürecinde küçük alanlarda yapılan geçimlik aile çiftçiliği yerine son zamanlarda tek çeşit ürüne dayanan tarım usulüyle mısır ekimi yapılmaya başlandı. Öncesinde küçük bahçelerin sınırlarındaki ağaçlar kesildi ve büyük parseller halinde tek tip, toprağı kirleten ve yoran aşırı gübre ve kimyasallara bağlı hibrit tohumlarla tarım yapılmaya başlandı” dedi. Kanay, mısır hasadı sonrası tarlada birkaç kere çıkarılan yangınlar nedeniyle alanda yaşayan canlı türleri ve yavruların ölüme terk edildiğini kaydetti.