Otomotiv Grevinde Sona Gelindi

[responsivevoice_button voice=”Turkish Male” buttontext=”Yazıyı dinle “]

Birleşik Otomotiv İşçileri Sendikası’nın (UAW) öncülüğünde 15 Eylül’de başlayan otomotiv grevi General Motors (GM) ile de anlaşma sağlanması üzerine sona erdi. Sektörde derin bir krizin yaşanma olasılığı da böylece ertelenmiş oldu. 1 buçuk aydır grevde olan işçiler birçok kazanım elde etti. Sendikanın greve çıkma nedenleri arasında daha yüksek ücret, daha kısa çalışma süreleri, emekli maaşlarının düzenlenmesi ve daha iyi emeklilik koşulları talepleri vardı. Bazı işçiler haftalık sadece 500 dolar kazanıyordu. Toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde beklenen yanıt alınamayınca sendika, işçilerin hakları için mücadele kararı aldı. Sendika yüzde 36’lık ücret artışı ve geleneksel emeklilik ve emekli sağlık hizmetlerine geri dönüş talebinde bulunmuştu ancak General Motors (GM), Ford Motor ve Stellantis bu talepleri karşılamaktan imtina edip ücret talebinin çok altında bir miktar teklif ederek greve davet eden bir tutum sergiledi.

ANLAŞMAYA GİDEN SÜREÇ

Yüksek enflasyona bağlı olarak geçim koşullarının pahalılaşmasını dikkate almayan patronların düşük ücret dayatmasını sendika kabul etmeyince yaklaşık 13 bin işçiyi ilgilendiren toplu sözleşme sürecinde grev eğilimini artıran bir mücadele de başlamış oldu. Bir süre sonra GM, Stellantis ve Ford Motor şirketlerinin fabrikalarında, anlaşmalarda ilerleme sağlanamaması üzerine işçilerde gelişen grev eğilimi uyanınca sendika grev kararı aldı ve bu karar kısa zamanda genişledi. Grev başlangıçta her bir otomobil üreticisinin bir montaj fabrikasını hedef almıştı, anlaşma zemini yakalanamadığı için sendika grevi 38 parça dağıtım merkezini ve 2 montaj fabrikasını kapsayacak şekilde genişletti. Böylece greve çıkan işçi sayısı toplamda 40 bini buldu.

Sendika ilk geçici anlaşmayı grevin 40. gününde Ford ile yaptı. Ford Motor ile 4,5 yıllık geçici anlaşmaya varıldı. Yüzde 25 genel ücret artışı elde edildi. Ford, ilk görüşmelerde yüzde 20’lik ücret artışı önermişti. Sendikanın talebi ise yüzde 36’ydı. Beklenenden az artış elde edildi. Bununla birlikte birçok hak üzerinde iyileştirmeler yapıldı. Başlangıç ücretinin yüzde 68 oranında yükselmesi, geçici personellerin ücret artışının yüzde 150’yi aşması, en yüksek ücretlerin saatte 40 doların üzerine çıkması gibi kazanımlar elde edildi.

Grevin 44. gününde otomotiv işçileri bu kez Stellantis ile geçici bir anlaşmaya vardı. Stellantis ile yapılan anlaşmanın sendikanın 2019’daki sözleşmede elde edilen kazanımlarının “dört katından daha değerli kazanımları” içerdiği aktarıldı. Nisan 2028’e kadar taban ücretin yüzde 25 oranında artırılması öngörüldü. Stellantis’in ilk teklifi yüzde 17,5 düzeyinde. Böylece işçiler teklif edilenden daha fazlasını elde etmiş oldu. İki sektörde geçici anlaşmaya varılırken GM ile bir anlaşmaya varılamadı. Bu yüzden sendika GM’deki grevi genişletme kararı aldı.

3 gün sonra GM ile de geçici bir anlaşmaya gidildi. Sendikadan yapılan açıklamada anlaşmayla Nisan 2028’e kadar taban ücretin yüzde 25 oranında artırılması öngörüldü. GM ayrıca mevcut emeklilere ve hayatta kalan eşlere 500 dolarlık 5 ödeme yapmayı kabul etti. GM, yapılan pazarlıklarda daha önce yüzde 18 olarak önerdiği ücret artışını yüzde 20’ye yükseltmişti. İşçiler yüzde 25’lik ücret artışı elde ettiler.

“AYAĞA KALK”

Bu grev sendikanın iş birlikçi özelliğine, grev süresince şirketlerin büyük zararlardan kaçınmasına olanak verilmesine ve kapsamın genişlemesi için bir politika izlenmemesine rağmen içinden geçtiğimiz dönem bakımından önemli bir yerde duruyor. Birleşik hareketin gücünü de ortaya koyması bakımından bu grev günümüzdeki parçalı direnişlerde eğilimin hangi yönde olması gerektiğini gösteren özel bir yere sahip. 40 bine yakın işçi birleşip aynı talepleri haykırarak önemli kazanımlar elde ettiler. Bu grevi önemli kılan temel özellik sendikanın 88 yıllık tarihinde ilk defa 3 büyük otomobil üreticisinin işçilerinin birlikte greve gitmesiydi.

Grev ABD ekonomisini kuşkusuz etkilemiştir. Michigan merkezli ekonomik danışmanlık firması Anderson Economic Group’un (AEG), greve ilişkin son analizinde otomotiv işçilerinin grevinin doğrudan maliyetinin 6 haftada 10,4 milyar dolara ulaştığının tahmin edildiğini belirtti. Bununla birlikte grev koşullarında da şirketler stoklara dayandıklarından kâr sağlamaya devam ettiler. Örneğin Stellantis, gelirini geçen yılın temmuz-eylül dönemine göre yüzde 7 artırarak 45,1 milyar avroya (47,9 milyar dolar) yükseltti. Binlerce işçi çalışmazken de kârına kâr katan şirket, işçilerin insanca yaşama taleplerini görmezden geldi. Üzerine, gasbedilen hakları için direnen işçilerin yarattığı “zararı dengeleyeceklerini” söyledi.

Benzer bir grev etkisizliğini Ford Motor’da görüyoruz. JP Morgan tarafından yayımlanan bir rapora göre grev bu şirkete sadece 145 milyon dolara mal oldu. Oysa Ford’un 2022 yılında 158 milyar dolarlık gelir açıklamış! Hakeza General Motors da grevden sadece 191 milyon dolar zarar gördü. Bu oranlar şirketlerin yıllık gelirinin yüzde 0,1 ila 0,2 aralığına denk gelmektedir. Bu açıdan bakıldığında grevin küçümsenmesi olasıdır. Ne de olsa söz konusu sektörde örgütlü sendika şirketlerle neredeyse ortak hareket eden bir sendikadır. Fakat bu grev bir eğilimin de habercisidir. Genelleşmekte olan kriz koşullarında grev ve işçiler arası dayanışma bir eğilim olarak artmaktadır. Buna emperyalizmin, dünden daha açık söylemlerle savaş çığırtkanlığı yapmasını eklemek gerek. Bu koşullarda iş birlikçi sendikaların daha fazla rol alacağını öngörmek de mümkün, savaşın şovenizmi yüreklendireceğini de. Demokrat Parti Başkanı Biden’ın “en sendika yanlısı başkan” olarak bu süreçte işçi hareketlerini kısıtlama yönlü hareket edeceğini, sınıf mücadelesini boğmak için çabalayacağını öngörmek gerek. Ülke dışında da saldırgan bir politik hat tutturmuş olan ABD yönetiminin olası grev dalgalarına karşı benzer yollara başvuracağı bugünden bellidir.

“Ayağa Kalk” olarak adlandırılan bu son grev 150 bin işçiyi kapsayacak denli genişleme eğilimi gösterdi ve grevin ismine baktığımızda aslında bunun diğer işçilere bir çağrı olduğunu görebiliriz. ABD’de bu sene içerisinde rekor düzeyde gerçekleşen 250 grev, gelecek grevlerin göstergesidir. Hem kriz koşullarının derinleştiği, enflasyonla mücadelenin güçlü zaaflar gösterdiği hem de uluslararası alanda işgal ve savaş eğilimlerinin arttığı koşullarda “Ayağa Kalk”mak için çok güçlü nedenler vardır. Elbette bu nedenleri belirsizleştirmeyi amaçlayan politik müdahaleler de kaçınılmaz olarak ortaya çıkacaktır. Sınıf mücadelesi bilinçlere yerleştikçe bu politik müdahalelerle baş etmek mümkündür. Sadece ücret artışı vs. için değil işgal ve savaşları besleyen şovenizme karşı da ayağa kalkmak mümkündür. Her yerde ayağa kalkma zamanıdır.